Hayaldi gerçek oldu! Teknoloji o kadar gelişti ki artık server’ları da yiyebiliyoruz. Evet doğru duydunuz, yenilebilir server üretmişler. Kimden mi çıkmış bu fikir?
Hayır, Japonlar’dan değil, tabii ki bizden!
Sizlere birçok faydasını sayabiliriz. Öncelikle, neredeyse her yiyecekte olduğu gibi bunun da “vitamini kabuğunda” diyebiliriz.
- Yedikçe, vücudunuzdaki tüm veriler güvenlik altına alınır.
- Üzerinde bulunan fanlar sayesinde, vücudunuzda her zaman efil efil bir ferahlık hissedersiniz, bu sayede sürekli serin kalır, performansınızı maksimum seviyede tutarsınız.
- Server’da bulunan vitamin sayesinde, her konudaki bilginizi, insanlarla paylaşabilir, iletişiminizi kuvvetlendirip, nemrut bir insan olmaktan çıkarsınız.
- Yoğun çalışma şartlarından dolayı, kafa mı gitti? Server yiyerek tüm bilgilerinizi güven altında tutabilir, saklayabilirsiniz.
Beşinci Boyut dizisini andıran efsanelerle dolu bir yazı olmuş olabilir ama şaka yapmıyoruz, ispatlayabiliriz!
Radore, müşterilerine yılbaşı süprizi yapmak istedi, bize geldi ve olanlar oldu. Ne mi oldu? Buyrun, sonucu afiyetle kendi gözlerinizle görün:


Now it is the time to be honored with Tripin, the web & mobile hybrid social travelling platform we’ve designed and built for Brisa. Although we have not launched it officially with a strong media or any other kind of marketing communication plan, Tripin has already reached 1.000 users and is awarded by IMA with an Outstanding Achievement Award in lifestyle category.
Interactive Media Awards says; “Congratulations! We are happy to announce that your entry into the IMA competition, the Tripin.com.tr Website, in the category ‘Lifestyle’, has won the IMA Outstanding Achievement Award with an overall score of 475.
The Outstanding Achievement award is the second highest honor bestowed by IMA and an extremely challenging award to win. Your website has excelled in all areas of our judging criteria and represents a very high standard of planning, execution and overall professionalism.
As an IMA winner, you are listed in our Winners Gallery and have access to our Winner Tools pages and award icons to help you capitalize on your success.
CATEGORY INFORMATION
There were 141 entries submitted in the ‘Lifestyle’ category in the 2012 award year. Not all entries have yet completed the evaluation process (i.e., it is possible that additional awards in this category will be granted this period). To view winners visit the IMA Winners Search page.
IMA Search:
http://www.interactivemediaawards.com/winners/search.asp”
We keep on believing!

Do you remember how we have defined trust?
“There is no greater challenge than to have someone relying upon you; no greater satistfaction than to vindicate his expectation.” – Kingman Brewster, Jr.
Interactive Media Awards says; “Congratulations! We are happy to announce that your entry into the IMA competition, the Lastik.com.tr Website, in the category ‘E-Commerce’, has won the IMA Best in Class Award with an overall score of 482.
The Best in Class award is the highest honor bestowed by the Interactive Media Awards. It represents the very best in planning, execution and overall professionalism. In order to win this award level, your site had to successfully pass through our comprehensive judging process, achieving very high marks in each of our judging criteria – an achievement only a fraction of sites in the IMA competition earn each year.
Your project was scored using five specific criteria, with a score from 0-100 awarded for each criterion. The total of these five scores established your overall score up to a maximum of 500. Websites receiving an overall score between 460 and 479 receive our Outstanding Achievement award. Websites receiving an overall score between 480 and 500 receive our Best in Class award.
Your individual scores are as follows:
Design: 95
Content: 100
Feature Functionality: 99
Usability: 93
Standards Compliance & Cross-Browser Compatibility: 95
——————————————————
Total: 482
CATEGORY INFORMATION
There were 182 entries submitted in the ‘E-Commerce’ category in the 2012 award year. To view winners visit the IMA Winners Search page.
IMA Search:
http://www.interactivemediaawards.com/winners/search.asp”
IMA, Brisa, Lastik.com.tr users and all of those who have faith in us, thank you!
Hiç sevgilinizin olmadığına sevineceğiniz bir zamanın olacağını düşünmüş müydünüz? Düşünmediyseniz buyrun yanıt; 14 Şubat!
Öyle hemen “Olur mu yeağğ öyle şey?” demeyin. Olur. Sevgilisiz 14 Şubat’ın, neden mutlu olunabilecek bir gün olduğunu tersten mühendislik maharetiyle madde madde açıklayacağız. İşte sevgiliniz varsa 14 Şubat’ta başınıza gelebileceklerden bir demet:
1- Sevgilinize o gün hediye almadığınızda veya günün gereksinimlerinin %1’ini bile yapmadığınızda, senenin tüm hıncı, çığ olup size yağabilir.
2- “Büyük bir hediye beklemiyorum, önemli olan hatırlaman, bir paket ceviz alsan bile yeter!” cümlesi ile karşılaşabilme olasılığınız çok yüksek. Peki sor bakalım cevizin kilosundan haberi var mıymış? Yok tabii…
3- “Ehehe sen benim sevgilim değilsin ki, eşimsin.” tarzı, kendi kendiyle çelişen, sinir bozucu bir ton cümleyle karşılaşabilirsiniz.
4- Bir de, Sevgililer Günü’nü bahane edip, erkenden sıvışan çakal ajans çalışanlarının çoğaldığı bir gün olarak da tarihe geçiyor ama bunun konumuzla alakası yok.
5- Son olarak da, o gün kendisine peluş ayı hediye edilen sevgilinin anlamsızca sevinmesi var.
Tüm bunların yanında, Sosyal Medya’nın son yıllarda 14 Şubat’ta birden Love Story filmine dönme vakası var ki onu direkt pas geçiyoruz.
Peki o gün sevgilisi olmayan kişiyi düşünen var mı? Hayır!
Ya peki “O gün, sevgilisi olmayan kişilerin yüzünde bir gülümseme yaratalım.” diyen var mı? EVET! Tabii ki biz!
Radore’nin Facebook sayfasından, Sevgililer Günü’nde paylaşılmak üzere hazırladığımız görseller sayesinde, sevgilisi olmayanların yoldaşı, ağlayacakları bir omuz, can dostu… Tamam tamam, biraz abarttık.
Kısacası, o gün biraz da olsa insanları güldürmeyi amaçladık. Neler mi yaptık?
Buyrun:




Eğer Responsive Web Design trendini bir tamlama ile anlatacak olsaydım; bu kesinlikle “Her bedene uyan” (One size fits all) sıfatı olurdu.
Bu terim aslında kabaca 50 yıl önce Frank Zappa’nın çıkardığı albüm isminden türetilmiş. Çıktığı günden bu yana birçok endüstri bu terimi benimsemiş. Mesela tekstil sanayii bu terimi beden ölçüsü olarak kullanmış. Buna karşın “Her bedene uyan” tamlaması bilişim sektörün de web tasarımı disiplinleri arasında kendine yer etmiş ve yeni bir türev oluşturmuştur. Bu yeni disiplin “Responsive Web Design” ın ta kendisidir.
Peki nereden çıktı bu Responsive Web Design trendi?
Google tarafından yapılan “The Mobile Movement: Understanding Smartphone Users” araştırması sonuçlarına göre ortalama akıllı telefon kullanım oranı %70 oranını aşmış durumda. Daha yakından bakacak olursak;
- Akıllı telefon sahibi insanların %81’i internette sörf, %77’si arama yapıyor, %68’i mobil uygulama kullanıyor ve %48’i telefonu ile video izliyor.
- Akıllı telefon sahibi insanların %72’si televizyon izlerken, bir yandan da akıllı telefonları ile de diğer medya mecralarını takip ediyor.
- Akıllı telefon sahibi insanların %93, telefonların evdeyken de kullanıyor.
Araştırma sonucu ortaya çıkan sonuçların etkisini düşündüğümüzde, insanların mecralara erişim ve bilgi edinme alışkanlıklarının değiştiği su götürmez bir gerçek. Bunu Chris Armstrong şu sözleriyle çok güzel özetliyor: “Artık web sitelerimizin sadece vasat çözünürlüklü masaüstü monitörler tarafından görüntüleniyor olduğunu varsayamacak durumdayız.”
Temel olarak Responsive Web Design trendinin ortaya çıkmasının asıl sebebi mobil cihazlar üzerinden gerçekleştirilen veri transferinin agresif bir artış göstermesidir. Bu nedenle bizler de, Responsive Web Design’a olan ihtiyacı anlamak, kavramı irdelemek ve Web tasarım disiplinlerinde nasıl “Responsive” olunabileceğini ve tabi ki uygulanabilirliği tartışmak için ilk kapalı atölye çalışmamızı bu başlığa adadık: “KeyFruit Responsive Web Design yaklaşımını tartışıyor.” Ben ve farklı departmanlardan mesai arkadaşlarım bir çalışma ekibi oluşturarak şu sorular üzerinden atölye çalışmalarına başladık:
- “Responsive Design”in isim babası kimdir? Neden böyle bir tanımlama yapmıştır?
- “Responsive Web Design” UX ekseninde ne anlam ifade etmekte, kullanıcıya hangi katma değerli UX’i vaad etmektedir?
- “Responsive Web Design” ne yarar / kısıt sağlar?
Çalışmanın sonunda ki amacımız konuya ait dinamikleri anlamak, Responsive Web Design hakkında fikir, içgörü oluşturabilmek, Responsive Web Design ile ürün üreten ve ürünü tüketen gözünden bakabilmek oldu.
Çalışma ekibi olarak okuduğumuz (tükettiğimiz) kaynakları, yaptığımız tartışmaların sonuçlarını bir sunum haline getirdik ve diğer Fruit’lerin huzurunda sahne aldık. Sunum boyunca sessizliğini koruyan dinleyici takım ardaşlarımız sunum sonunda “Sorularınızı alabiliriz” dediğimizde, Iron Man 1’in final sahnesinde Tony Stark’ın “I am Iron Man” deklerasyonundan hemen sonra basın mensuplarının verdiği tepkiyi eksiksiz olarak bize yaşattılar. Sağolsunlar(!)
Atölye boyunca ne konuştuk, buradan size aktaramıyorum; lâkin, atölye süresince ne üzerine konuştuğumuzu, yine bu konu hakkında fikri bulunan ve yazarak da bu fikirlerini bizimle paylaşmış diğer meslektaşlarımızın referansları eşliğinde size aktarmaktan mutluluk duyarım.
Ethan ile tanışın: Bay RWD
Tüm bu curcuna Ethan’ın mimariye olan düşkünlüğü ve son zamanlarda hayran kaldığı “Responsive Architecture” akımı ile vuku bulmuştur. Bu mimari disipline göre üretilmiş yüksek teknoloji ürünü duvarlar insanların kendilerine yaklaşmalarına göre eğilip bükülebilme gibi fonksiyonlara sahipler. Bu konsept tam da Responsive Web Desing’ın ilham kısmını oluşturuyor ve Ethan bunu, Responsive Web Design başlıklı makalesinde şöyle ifade ediyor: “Sayıları hızla artan mobil cihazlar için üretilen tasarımları, birbirleri ile herhangi bir bağlantısı / ilgisi olmayacak şekilde cihazlara uyarlamaktansa, kullanıcının aynı deneyimi farklı perspektiflerden yaşayacağı şekilde kurgulayabiliriz.” Bu makale 5 dile çevrilmiş ve bu yeni tasarım trendinin Greenwich’i olmuştur. Responsive Web Design yaklaşımının kullanıcı deneyimi açısından getirdiklerine değinmeden önce, Alex Mangini’nin bu konu hakkında (Why is Responsive Web Design Such A Big Deal? Seriously… You Tell me), blog yazısına değinmek istiyorum.
Alex okuyucularına Responsive Web Design ile üretilmiş bir siteyi neden bu kadar çok talep ettiklerini sormuş ve aralarında müşteri profilinden kullanıcılar, geliştiriciler ve konu hakkında ilgili olan teknoloji takipçileri olan çok sayıda insan bu soruya kendi düşüncelerini içeren cevaplar vermiş. Bunlardan RWD’yi kendine yakın bulan bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum:
- Web sitesinin ana malzemesi olan içerik, görüntülendiği cihaz dahilinde en az scroll ve resize ile navigasyona imkân vermelidir.
- Kullanıcının tüketeceği içeriğin sunumu ve İçeriğin bulunduğu web sitesinin, görüntülendiği cihazda ki performansı büyük fark yaratan iki ana unsurdur.
- Bir sayfa boyunca tarayıcı içerisinde dikey olarak hareket ederken, sayfanın görüntüleneceği ekrana göre adapte olmamış ve küçültülmüş bir metin içerisinde yanlışlıkla bir link e tıklamaktan daha kötü bir şey yoktur.
- Text boyutlarının ekrana sığacak şekilde değişmemesi de bir başka can sıkıcı durum olmakla birlikte, okunurluğu artırmak adına ekrana yapılan zoom sitenin tüm görsel iletişim disiplinini bozmaktadır. İnsanlar sitenizde yer alan içeriğe ulaşmak için 5 farklı şekilde zoom ve pinch yapmak zorunda kalmamalı.
Bu yorumlar ışığında şunu söyleyebiliriz ki, insanların mobil cihazlarından çevrimiçi erişimi önemli ölçüde artış göstermiştir. Bu talepler web site sahiplerini, sitelerini değişen mobil kullanıcı isteklerine göre adapte etme gerekliliği ihtiyacını doğurmuştur. Mobil cihazlara uyumlu sitelerin gerekli olduğuna inanan kullanıcı kitlesinin yanı sıra, azımsanmayacak bir başka kullanıcı kitlesi de mobil site çözümü için Responsive Web Design’ı kabul etmemektedir. Bu kullanıcıların görüşlerine göz atacak olursak:
- Responsive Web Design geçici bir heves olmanın eşiğinde. Tıpkı sosyal medyanın patlamasından sonra insanların hiç sorgulamadan birer sosyal medya hesabı edindiklerinde olduğu gibi; Web site sahipleri şimdi de cihaz bağımsız, responsive siteler üretme peşindeler. Böyle bir çalışmaya yatırım yapmadan önce, çalışmaya gerçekten değip değmeyeceğini görmek için daha dikkatli inceleme yapılmalıdır.
- Responsive Web Design ile üretilmiş bir site ile Mobil arayüze sahip bir site iki farklı şeylerdir ve sıklıkla karıştırılır ve yanlış anlaşılırlar. Mobil kullanıcılar şu iki şeye ihtiyaç duyarlar:
- [1] – Ulaşmak istedikleri bilgi, [2] – Hız. (görmek istedikleri veriye olabildiğince çabuk ulaşmak eğilimindedirler). Responsive üretilmiş bir site ile tüm kaynaklarınız (script, style v.s.) kullanıcının mobil cihazına da yüklenecektir. Eğer mobil siteniz, firma kimliğiniz için gerçekten çok itibar getiriyorsa, hız için gereken optimizasyonu sağlamalı ve ulaşılmak istenen veriyi NET olarak sunabilmelisiniz. Responsive Web Design bu ihtiyaçlara dönük çözüm sunamamaktadır, fakat mobil için özelleştirilmiş bir arayüz (belirlediğiniz bir subdomain üzerinden erişilen) ihtiyacının tam karşılığıdır. Bu savı destekleyecek bir başka tartışmayı, Birşelik Devletler Başkanlığına adaylığını koymuş olan Barrack Obama ve Mitt Romney’nin mobil çözümleri için yapılan karşılaştırma yazısında bulabilirsiniz.
- Her ne kadar hız, performans, uyumluluk gibi unsurlardan bahsetmiş olsak da, Responsive Web Design yaklaşımının tasarım süreçleri üzerine de yan etkileri vardır: Justin Reynolds’ın kaleme aldığı “How too much web development theory is making him a dull boy” makalesinde, tasarım olarak Responsive Design üretme güçlüklerini görebiliyoruz.
Sonuç olarak;
Responsive Web Design tekniğini ve Mobil Uyumlu Arayüze sahip site çözümünü karşı karşıya getiren asıl nedenin kullanıcı deneyiminin ve kullanıcı beklentilerinin sonucu oluşan azılı talepler olduğunu bu şekilde açıkça görebiliyoruz. Örneğin, Responsive Web design her yerde bir örnek olma özelliği ile kullanıcılarına cihaz bağımsız aynı deneyimi yaşatabilme niteliğine sahipken, Mobil Uyumlu Arayüzler, kullanıcının erişeceği bilgiye ulaşma hızı ve bilgiyi kullanıcıya sunma metodojileri konusunda daha başarılı sonuçlar üretmektedir. İnsanlar, kullanıcı-merkezli mobil çözümler konusunda hem fikir olmalarına rağmen, mobil konusunda ürettiği çözümler aşamasında bir birbinden farklılık göstermektedirler.
Bu yüzden Responsive Web Desin trendinin hâlen ihtilaflı bir konu olduğunu düşünüyor ve KeyFruit olarak, konuyu hâlen özümseme aşamasında değerlendiriyoruz. Makale okumalarımıza, farklı kaynakların görüşlerini değerlendirmeye ve yapılan çalışmalar üzerinden deneyim kazanmaya devam ediyoruz. Meslektaşlarımızdan bazıları (Front’un Goldilocks approach ya da Upstatement’ın Responsive Design Yaklaşımı) Responsive Web Design konusunda hem fikir olmalarına rağmen, biz konunun halen prematüre olduğunu düşünüyor, bir ürün olarak sunulabilmesi için daha çok pratik ve kavramlaştırma çalışması yapılması gerektiğine inanıyoruz.
Peki ya siz? Siz ne düşünüyorsunuz?
Yorumlarınızı dört gözle bekliyoruz.
Halil Kayer
User Interface Developer

How can you define responsive web design over a term?
My answer to that question is “One Size Fits All”.
After roughly 5 decades over Frank Zappa’s album, this metaphor has made a place itself in Web Design Disciplines. Originally, this fabulous album’s name, inspired a lot of industries. Textile industry embraced it as a size set, whereas Web design disciplines welcomed it with a brand-new approach: Responsive Web Design.
So, what’s the reason behind that Responsive Web Design dispute?
Based on Google’s latest research, “The Mobile Movement: Understanding Smartphone Users”, overall smartphone usage rates are over 70% already. In details,
- 81% browse the Internet, 77% search, 68% use an app, and 48% watch videos on their smartphone
- 72% use their smartphones while consuming other media, with a third while watching TV
- 93% of smartphone owners use their smartphones while at home
Taking these shocking facts of the given study into account, we have all completely agreed on this ‘content consumption habit switch’ and the Chris Armstrong’s quote wrapping it all: “We can no longer assume that our sites will be viewed on a desktop monitor with an average resolution.”
Basically, growth of data transfer on mobile devices is the whole main reason why responsive design has become such a hot topic lately. To understand the need, the concept itself and the know-how of responsiveness in Web Design , we’ve pushed the “start learning” button and organized “The First KeyFruit Workshop for Responsive Design”. Me and my dearly teammates from different divisions such as designers, developers and project managers, we’ve built a team to work on the problems stated below:
- What is Responsive Web Design and who invented it?
- What does Responsive Web Design offer us in the UX perspective?
- What are the pros and cons of Responsive Web Design?
What we have tried to do was to gain insights, understand the basics, investigate the cause and effect relations through the eyes of users who do consume and do develop for Responsive Web.
Once the team has collected enough data, we’ve wrapped it up in a presentation, organized a meeting and took the stage in front of the other KeyFruits. Beside the design teams members, I was the one who came up with the longest list of findings and thoughts in the UI Development Team.
In the end of the presentation, we’ve thanked all the listeners and unfortunately I was the one who asked the question: “Any comments?”. The reaction was the same as the one where Tony Stark said “I am Iron Man” in the movie picture Iron Man .
The rest of the meeting is confidential :) But I would love to give some details from our presentation and refer to a bunch of other clever guys who had brilliant thoughts on the same issue.
First, meet Ethan, Mr. RWD
Whole thing starts with his obsession for architecture and the glimps of light glittered when he discovered the responsive architecture discipline that amazed him showing how architects built high-tech responsive walls that bend, flex while a human getting to close it. Then, right after that Ethan had created the concept and techniques named “Responsive Design” and he told us “Rather than tailoring disconnected designs to each of an ever-increasing number of web devices, we can treat them as facets of the same experience.” (available on A List Apart) His article has been translated into 5 languages and became a Greenwich of Responsive Web Design. Before moving on to explain the benefits of Responsive Web Design regarding UX, I would like to present Alex Mangini’s collaborative blog post: “Why is Responsive Web Design Such A Big Deal? Seriously… You Tell Me”
In his blog post, Alex asked his readers a couple of brilliant questions on why they do demand Responsive Web Design so much. He got plenty of replies and comments. Users, nerds, customers, tech geeks had been more than interested on the “question” and shared their thoughts about it. Here are some of them I’d like to share with you:
- Contents need to be navigated with minimal scrolling and resizing
- The way the content is being consumed will make a big difference on the way it performs and its presented.
- There’s nothing worse than scrolling through a page, and accidentally clicking on a link because the text wasn’t meant to adapt to the screen that it’s on.
- It’s also really crappy when the font size doesn’t change to fit the screen, and the branding of the site is lost because you have to zoom in to read it all.
- They want to read your stuff without having to pinch and zoom in 5 different ways to just get the text
Those thoughts show us the fact that mobile traffic on websites has increased dramatically and this fact drives the website owners to convert their site to a new state where they can respond to the ever-changing mobile device UI needs. Despite a huge number of people still believing in mobile-friendly sites, there’s also a group that can not be ignored who do not accept Responsive Web Design as a solution. Here is how they describe their objections:
- Responsive Web Design is bordering on a “fad”. When social networks gained a sudden popularity, more and more people jumped in without questioning the reason. Now it is same for the Responsive Web Design: people need to take a hard look at whether the investment in responsive design is worth it.
- A responsive design and a mobile interface are separate things that are often misunderstood. Mobile users need 2 things: [1] The data they’re after, and [2] speed (they need that data as quickly as possible). With a responsive design, your ENTIRE site—scripts, code, and everything—loads for mobile users. If mobile browsing is truly important to your business, then you MUST optimize for speed and for EXACTLY what the user is after.Responsive design does not solve these problems, but a mobile-specific interface (likely located on a subdomain as you mentioned) is the answer. The two U.S. president’s mobile website solution illustrates this opinion correctly : “Seperate Mobile website Vs. Responsive Website”
- “The marketing goes. Use HTML5 because it is ubiquitous, and the majority of your code base can be reused between various devices using responsive design.” states Jesse Warden in his blog post and give more details about it “That is simple statement that varies in truth depending on what you’re building. A simple website with text content? Sure. Anything more complex, and the question’s answer gets more complex. As you know in software development, complexity = time and money and risk.” The same conclusion confessed by Zuckerberg lately at Verge “mistake”
- Though Responsive Web Design has side effects of designing process as well. Another confession from Justin Reynolds told us in his blog post “How too much web development theory is making him a dull boy”
Conclusion
What brings RWD and Mobile Interface solution face to face is the war between UX concerns and User Experience expectations. For example, Responsive design offers ubiquitous experiences to users. But load times and data accessing methodology are the essential points for your customers when you probably go for a mobile version of your site. People agree on the need of user-centric concept of their mobile representation but the way they go mobile is still the heart of the issue.
Responsive Web Design is a controversial subject and as KeyFruit, we are still standing ambivalent on the issue. We’re still gathering articles, going through different sources’ explanations and gaining experiences on RWD. Although some of us agree on Front’s Goldilocks approach to Responsive Design or Upstatement’s related blog post, we still think that it is still immature, needs more practice and more conceptualization to serve as a design disclipline.
Do you agree with us? Or Not?
Share your thoughts…
Halil Kayer
User Interface Developer
p.s. Turkish version of the post is coming soon…
Başka insanların okuyacakları, yazıyı yazan kişi için yazdıklarının dikkat çekici olmasını sağlayacak, o çok hassas formları dünyaya getirmek, daha da ötesinde tüm bunların pınarı (fount: Font ingilizce kaynak manasındaki bu kelimeden türemiştir.) olan harfleri tasarlamak. Bir font tasarlamak. Bu blog yazımda bir fontun tasarım sürecini anlatıyorum:
Daha önceden, tüm arayüz tasarımlarını (mobil uygulama ve web), hatta logosunu da tasarladığım bir online ürün için oluşturacağımız online identity guide kapsamı altında, ürüne özel (benzersiz) bir font da tasarlayıp tasarlayamayacağım sorulduğunda, heyecanla “Yaparım!” cevabını verdim. Daha önce gerçek manası ile bir font tasarlama deneyimim olmamasına rağmen, bugüne kadar yapabildiğim bir çok şeyi kendimce öğrenme yöntemlerim ile bu işin de üstesinden gelebileceğime emindim.
Font ailesinin ana hatlarını oluşturmak için seçtiğim yazılım Adobe Illustrator oldu. Bir çok tasarımcının eli-ayağı olan Illustrator ile yoktan var edeceğim fontun hatlarını şekillendirmek daha kolay olacaktı. Daha da önemlisi AI ile oluşturduğum tüm harfleri başarılı bir şekilde font tablosundaki yerlerine aktarabilmem de kolay olacaktı.

Font tablosunu oluşturabilmek ve son ayarlamaları yapmak için, uzun zamandır aşina olduğum, ama sadece font yorumlamakta kullandığım FontLab Studio 5.0′ı çalışmada kullanmaya karar verdim. Daha iyi bir program olup olmadığını fazla araştırma gereği duymadım, çünkü bu program ile istediklerimi yapabileceğimi biliyordum.

Font’u tasarlamaya başladığım nokta -biraz da mecburiyetten- ters bir yol izlememi gerektirdi. Daha önceden tasarladığım ürün logosuna uygun bir font ailesi üretmem gerekecekti. (Logo da tamamen el üretimi bir çizimdi. Bir font kullanılarak üretilmemişti.)
Öncelikle, işe ana karakter setini baştan sona boş bir sayfada (silik bir şekilde) yazarak ve logoda bulunan beş harfi, set içindeki yerlerine yerleştirerek başladım. Font’un ana hatlarının nasıl olacağını bu harfler belirleyecekti. Kağıt üzerinde bir kaç el eskizi ile belli başlı fontların nasıl görünmesi gerektiğini kararlaştırdım.

Daha sonra harflerin et kalınlıklarını, eğri kısımlarda fontu tamamlayacak parçaları ve noktalamaları oluşturacak parçaları yani harflerin iskeleti oluşturacak detay parçacıklarını ekranda şekillendirmeye başladım. Bu kısım o kadar da kolay olmadı. Bir çok harfi tasarlayıp sonra sil baştan bu parçacıkları oluşturmaya dönmem gerekti. Çünkü, oluşturduğum bu ana iskelet parçaları, her seferinde, her harf ile uyum sağlayamıyordu! Doğru miktar ve şekilde parçacıklar oluşturmayı başardıktan sonra, karakter seti de yavaş yavaş gün ışığına çıkmaya başladı. Heyecan verici bir duygu…


Bu parçalar gerekliydi, çünkü karakter setinin tamamının bir ahenk içinde olması gerekiyordu. Harfleri oluşturdukça karakter tablosundaki yerlerine oturtup, test amaçlı .ttf dosyaları oluşturdum. Bir çok ayrı versiyon içinde kerning testleri yaptım. Aslında font tasarlamanın en zor noktalarından biri bu. Her bir fontun, diğer fontlar ile aralarındaki boşluğu tek tek ayarlamak ve bunun tüm platformlarda doğru çalışmasını sağlamak fazlası ile yorucu bir durum.
Font tasarlamak hiç aklımda yokken ve tasarım çalışmalarına başlamadan hemen önce satın alıp, henüz okumaya vakit ayıramadığım Just My Type (Simon Garfield) | http://www.simongarfield.com/pages/books/just_my_type.htm bir tesadüf müydü bilmiyorum ama, işe başlarken ve işi doğru bir şekilde yapmaya çalışırken bana çok yardımcı oldu. Öncelikle tasarladığım fontun okunaklılık ve okunurluluk ayrımında çok doğru bir noktada olduğunu bana gösterdi. Bu fontun amacı okunaklılıktı. Bu nedenle uzun metin gövdelerinde kullanılmaktan yerine başlıklarda ya da önemle belirtilmesi ve dikkat çekmesi gereken yerlerde kullanılması gerekiyordu. Tasarımım tam da olması gerektiği gibiydi. Hatta, -hiç işi olmadığı halde çalışmamı es kaza ekranda görüp, onca emeklerime dil uzatma cesaretini gösteren- zevzek ofis arkadaşımın yarattığı derin moral bozukluğu ve zaman kaybına rağmen! (Bu nedenle hep tasarımcıların ayrı bir alanda çalışmasını savunurum.)
Fontu tasarım süreci, yaklaşık 3 haftalık bir döneme yayıldı.
Çizim, ayar ve test dönemlerinin tasarımcı üzerinde yarattığı baskı -her ne kadar banner varyasyonları oluşturmak kadar sıkıcı olmasa da- klavyeden her bastığınız tuş, kendi ellerinizle var ettiğiniz harfleri ekrana döktüğünde, hayli yüksek bir haza dönüşüyor.
Son olarak, bu tecrübem sonrasında, font tasarlamayı düşünecek tasarımcı arkadaşlarıma kendimce tavsiyelerim:
- Öncelikle S,T,N,Z,U,O,I büyük harflerini ve onların küçük harflerini çalışmaya başlamak daha mantıklı. Çünkü bu harflerin uyumu sağlandığında, diğer harfleri yaratmak daha kolay.
- Kerning konusunu çok geniş kapsamlı düşünmekte fayda var. Aklınıza gelen tüm programlarda ve özellikle bir web sayfasında farklı tarayıcılar ile fontunuzu test etmenizde fayda var.
- İtalik ve bold versiyonları da tasarlamanız gereken durumlarda, kullandığınız uygulamanın kolay araçlarını kullanmak çok da iyi sonuçlar vermiyor. Daha sonradan mutlaka müdahale etmek gerekli.
- Tasarımınıza başlamadan önce kaliteli fontlar ve tasarım süreçleri hakkında genel bir bilgiye sahip olmak gerçekten de iyi bir yol gösterici olacaktır.
Mutlu çalışmalar!
Can Eğridere
User Interface Designer
We are looking for Beta-Testers for testing PhotoSend.me on iPhone 3GS, 4 & 4S!
If you are interested, here’s what you need to do.
Send an email to: betatester@photosend.me
Subject: {your name} – {device that you use} e.g. Han Solo – iPhone 4
Message: {Don’t you want to say a warm hello to Development Team?:)}
We have a VERY limited number of beta tester spots for each device so first in best dressed.
If you are selected, you will receive an instructional email on how to join up to the test project.
Hope to hear from you soon!
This time, the interactive rich media banners we’ve created for Lassa’s “Sağlamsa Lassa” campaign have been awarded by The International Academy of Visual arts with both “Interactive Multimedia – Corporate Image” and “Interactive Multimedia – Entertainment” Distinction Awards.
Once Ben Gazarra said: “I love awards, especially if I get them.”. We totally agree with him. Time to time, award winning is seen or moreover taken as a measure of quality. Quality dependency is a must for KeyFruit’s business strategy however this prerequisite was never and will ever be tied to an award acquisition.
The eternal award we’ve been seeking from the day one, is to change the status quo, to fight against the dogmatic approaches and finally to create value. While the time being the judge, who knows the winner would be this time :)
Thank you Lassa for trusting us.
“There is no greater challenge than to have someone relying upon you; no greater satistfaction than to vindicate his expectation.” – Kingman Brewster, Jr.

Lassa Rich Media Banners won The Communicator Awards
About the Communicator Awards:
The Communicator Awards is the leading international creative awards program honoring creative excellence for communication professionals. Founded by communication professionals over a decade ago, The Communicator Awards is an annual competition honoring the best in advertis- ing, corporate communications, public relations and identity work for print, video, interactive and audio. The 2012 Communicator Awards received over 6000 entries from ad agencies, interactive agencies, production firms, in-house creative professionals, graphic designers, design firms, and public relations firms.
Who is behind the Communicator:
The Communicator Awards are judged and overseen by the International Academy of the Visual Arts (IAVA).
The IAVA is an invitation-only member-based organization of leading professionals from various disciplines of the visual arts dedicated to embracing progress and the evolving nature of traditional and interactive media. Current membership represents a “Who’s Who” of acclaimed media, advertising, and marketing firms including: Time,Inc., rabble+rouser, Lockheed Martin, Pitney Bowes, Airtype Studio, and many others. See www.iavisarts.org for more information.